Cin tepesi Nusaybin sınırlarına aşağı yukarı beş kilometre uzaklıkta bulunmaktadır, yerel halk yılın belirli zamanlarında genellikle çarşamba günleri cin tepesine gelerek orada yaşadığına inanılan cinlere yiyecekler ikram eder ve dileklerde bulunup, dua ederler. Ruhsal ve psikolojik sıkıntıları olan kişilerin burada bir gün geçirerek bu rahatsızlıktan kurtulacağına inanılmaktadır.
Cin tepesi birçok hadiste ve tarihsel kaynakta ismi geçmekte, bahsedilmektedir. Cin tepesi ile ilgili olan asıl önemli nokta ise bu tepede yaşÇELİK cinlerin tamamının müslüman olmasıdır.

Bu bölgede neden Müslüman cinler yaşarlar?

Bu konu ile ilgili birçok farklı tartışma olsa da kabul edilen ve en çok bilinen peygamber efendimizin sahabesinden bir kişinin anlattıklarıdır. Bu tepede cinlerin toplanmasına şahit olan sahabe anlatıyor; Bir gün peygamber efendimiz sahabesine dönerek “Bana cinlere kuran okumam emredildi. Benimle gelmek isteyen var mı?” diye sordu. Bu soruya sahabeden kimse cevap vermedi ikinci kez aynı soruyu sahabesine yöneltti ve sahabeden gene cevap alamadı, üçüncü kez soruşunda ben sizinle gelirim ya resulüm dedim. Sonrasında yola koyulduk, çölde bir miktar yürüdükten sonra bir vadiye geldik efendimiz vadide bir çizgi çizerek bana dedi ki “Bu çizgiyi sakın geçme”. Bana bunu söyledikten sonra peygamber efendimiz besmele çekti, bismillah dediği anda zencilere benzeyen, yüzlerinin yarsı erkek, yarısı köpek olan varlıklar efendimizin üzerine üşüştüler ve etrafını sarmaya başladılar yüzleri sanki bir zebaninin yüzüne benzeyen bu cinler bir kadının def çalması gibi def çalıyorlardı. Peygamber efendimizin etrafını iyice kuşattılar o kadar kalabalık ve sıkıydılar ki neredeyse efendimizi göremez oldum, kendisini kurtarmak için ayaklandım ama kendisini gördüğüm o ufacık aralıktan oturmam için işaret etti ve kuran okumaya başladı. Peygamberimiz kuran okudukça cinler yere yatmaya, cinler yere yattıkça peygamberimiz daha yüksek sesle kuran okumaya devam etti. Bu varlıklar sanki Kuran’ın sesini bastırmak istercesine daha yüksek seslerde def çalıyorlar, bağırıyorlardı. Her şey bittikten sonra peygamberimiz bana dönerek sordu “Sen de gelmek istedin, değil mi?” dedi. Bu sorusuna “Evet” diyerek karşılık verdim. Bunun üzerine “Gelmen gerekmezdi. Onlar cinlerdi, eğer çizgiyi geçmiş olsaydın seni yakarlardı” dedi. Bu cinler Nusaybin cinleriydi ve peygamber efendimizi dinlemek için gelmişlerdi. Bu olay olduğunda günlerden çarşamba olduğu için her çarşamba bu ritüel gerçekleştirilmektedir.

Gırnavaz Bölgesi ve Babil Büyücüleri

Geçtiğimiz yıllarda psikolojik rahatsızlığının iyileşeceği inancıyla geceyi cin tepesinde geçiren kişilerden bazıları geri döndüklerinde anlattıkları devlete harekete geçirmiştir. Yetmişli yıllarda bu tepede bir gece geçirip geri gelen kişi yer altından kılıç ve insan sesleri geldiğini söylemiştir. Bunu üzerine devlet bölgede kazı çalışması yapmıştır, bu çalışma on yılı aşkın süre devam etmiştir.
Kazı çalışması sonucunda ortaya çıkanlar eşiğinde, milattan önce beş binli yıllarda bu bölgede Gırnavaz isimli bir yerleşim yeri olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışma ile ilgili asıl garip olan ise, bu yerleşim yeri Babil zamanına kadar dÇELİKmakta olup bazı tabletler bulunmuştur. Bu tabletlerde Babilli büyücülerden ve Gırnavaz höyüğünden bahsedilmektedir, tablette Gırnavaz höyüğü olarak geçen bölge bizim bildiğimiz adıyla cin tepesidir. Tablette bu höyükte bulunan ve yarı insan yarı hayvan benzeri siyah yüzlü varlıkların yaşadığı yazmaktadır.