Büyü terimini genel itibariyle açıklamak gerekirse, bütün toplumlarda istenilen, elde edilmek istenen bir amaç doğrultusunda, farklı boyutlardaki canlılardan veya farklı boyutlara erişimi veyahut ulaşımı kolay olan medyumlar tarafından yapılabilen, toplumdaki bireylerin istekleri doğrultusunda şekillenebilen bir çözüme ulaşma yöntemidir. Toplumun en küçük yapı birimini oluşturan ailede bireylerin her biri büyüye başvurabilir. Büyü kişilerin açıklarını kapatmak için yapılmaz, kişi toprağını ekip biçer, yağmurun yağmasını bekler ve hasatını toplar, hasatı olsun diye büyü yaptırmaz. Yani daha kolay bir dille anlatmak gerekirse kişi kendi egosunu tatmin etmek maksadıyla büyü yaptırmaz. Büyü bilim öncesi ortaya atılmış bir ilimdir. İlim ile bilimi özümsemek gerekir. İlim var olan bir şeyi bilmek iken, bilim araştırıp, öğrenmektir. Türkiye’de medyumluğu bilim olarak gören pek çok kendini bilmez medyum bozuntusu, sosyal medya mecrasının da genişlemesiyle birlikte tünemeye başlamıştır. Bunların ilimden bir haber olduğunu, ilimle uzaktan dahi olsa kan bağları olmadığını pek çok kişi bilmektedir. İlim var olanı bilmektir, ama var olan şeyi doğuştan veya el verme yöntemiyle bilmek gerekmektedir. Yunan felsefesinin temellerine dayandırmak gerekirse, kişi doğuştan bilir işi, pek tabii doğduktan sonra da pek çok yeni bilgi ile donatabilir kendisini ancak, bu donatma esnasında ilimden değil, bilimden yararlanır.

Büyü İle Geleceği Görebilme

İnsan mental eğilimler barındıran, duygusal bir yaratık olduğu için, genel itibariyle başarısızlığa tahammül edememektedir. Başarısızlığın devreye girdiği esnada kişi büyüye başvurabilmektedir. Büyünün başarısızlığın etkisini ortadan kaldırmaya imkan veren bir özelliği bulunmaktadır. Büyü, başarısızlığı ortadan kaldırabilecek güce sahip bir mekanizması olduğundan dolayı mental durumun yüksek seviyede tutulmasına imkan verir. Büyünün bu mental durumun kötüye gitmesinin önüne geçebilecek güce sahip olması, büyüye toplumsal bir fonksiyon kazandırmaktadır.
Kadim Anadolu medeneniyetinin yüzyıllık geçmişinde Mezapotamya havzasında bulunan ve geçimini hayvancılık ve tarımla sağlayan eski medeniyetlerde, din adamları üstün güce sahip idiler. Ve dönemin kralının yapacağı seferlerin sonucunu büyü yöntemiyle veya istihare uykularıyla krala bildirir, kral rüyanın veya büyünün sonucuna göre sefere kalkışırdı.
Anadolu Selçuklu İmparatorluğu döneminde babası ile birlikte Alaeddin Keykubad’ın emrinde çalışan İbn Bibi’nin el – Evamirü’l – Alaiyye fi’ l- Umuri’ l- Alaiyye adlı kitabından da bildiğimiz üzere annesi ünlü fıkıh bilgini Muhammed bin Yahya’nın torunu Bibi Müneccime, adından da anlaşılabileceği gibi müneccimlik yapmaktadır. Bir önceki paragrafta bahsettiğimiz, istihare uykusunda gördüğü rüyada, hükümdarın savaşı kazanacağını müjdelemiştir.

Bu ve bunun gibi pek çok örnek sıralanabilmektedir. Konuya girişimiz ile bitirişimizi birbiriyle ilişkilendirebilmekte zorluk çekebilirsiniz. Ancak büyünün ne denli uzunca bir geçmişe sahip olduğunu vermiş olduğumuz örnekten de idrak edebilmek oldukça kolaydır. İnsanlığın var olduğu günden bu yana, birey başı sıkıştığında, içerisinden çıkması hayli güç olan durumlarla karşı karşıya geldiğinde büyü ve türevlerine ihtiyaç duyabilmektedir. Bu tür ihtiyaçlar birbiri arkasına sıralandığında büyü ilmini oluşturmuştur.